BASINDA TÜRK-İSLAM BİRLİĞİ

02.03.2005 - www.haber7.com

'Türk İslam Birliği' ilk adımını attı

Türk-İslam Birliği Dergisi'nin tanıtım toplantısı, akademisyen, gazeteci, emekli asker, diplomat, milletvekili, sivil toplum örgütü temsilcileri ve yabancı temsilcilerin katılımı ile gerçekleştirildi. Toplantıya bakın kimler katıldı:

Türk-İslam Birliği Dergisi'nin Tanıtım Toplantısı, ülkemizin önde gelen akademisyenleri, gazete sahipleri ve köşe yazarları, emekli paşalar, bürokratlar, milletvekilleri, çeşitli sivil toplum örgüt temsilcileri, yabancı ülke büyükelçilik ve konsolosluk görevlileriyle birlikte son derece geniş bir katılımla İstanbul Sepetçiler Kasrı'nde gerçekleştirildi.

İbrahim Tuncer'in sunuş konuşması ile başlayan toplantıda daha sonra saygı duruşu yapıldı ve İstiklal Marşı okundu. Toplantı Türk İslam Birliği mültivizyon gösterisi ile devam etti.

Toplantıya katılanlar isimler arasında; Ortadoğu Gazetesi Sahibi Zeki Saraçoğlu, Vakit Gazetesi sahibi Mustafa Karahasanoğlu, Önce Vatan Gazetesi sahibi Abdullah Akosman, Eski İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ali Müfit Gürtuna, Adalet Eski Bakanı İsmail Müftüoğlu, Emekli Tuğgeneral Halil Şimşek, Türkiye Caferileri Lideri Selahattin Özgündüz, Milli Gazete yazarı Mehmet Şevket Eygi, Yeni Şafak Gazetesi yazarı İbrahim Karagül, emekli Tuğgeneral Mehdi Sungur, ASKON Başkanı Mustafa Koca, Prof. Dr. Servet Armağan, Vakit Gazetesi Genel koordinatörü Sami Özey, emekli Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi, Prof. Dr. Salih Tuğ, Türkiye Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkanı Harun Tokak, TİYEMDER Başkanı Selahattin Yazıcı, Prof. Dr. Cemal Anadol, Yeni Asya Gazetesi Yazarı Mustafa Özcan, Saadet Partisi Ankara İl Başkanı Mücahit Yanılmaz ve İl Başkan Yardımcıları, Vakit gazetesi yazarı Ali Eren, Ortadoğu Gazetesi yazarı Süleyman Doğan, Kafkas Vakfı Başkanı Mehdi Nüzhet Çetinbaş, Sur Dergisi yazarı Ahmet Yuter, Vakit Gazetesi yazarı Ahmet Varol, Zaman Gazetesi yazarı Ali Bulaç, Vakit Gazetesi yazarı Hüseyin Öztürk, Çevre Eski Bakanı Hamdi Üçpınarlar, önce Vatan Gazetesi yazarı Levon Ponos Dabayyan, Pakistan Başkonsolosu, İran Konsolosluğu Kültür Ateşesi, Filistin Konsolosu Abdel Kerim Elhatip, Rusya Federasyonu Konsolosluk Temsilcisi Sergey Proşin, Mazlumder İstanbul Başkanı Mustafa Ercan, gazeteci yazar Nazile Abbaslı, Vakit Gazetesi yazarı Metin Hasırcı, Türkiye Gazetesi yazarı Necati Özfatura, Türkmeneli İnsan Hakları Derneği Genel Başkanı Nefi Demirci, Irak Türkmenleri Derneği Başkanı Kemal Beyatlı, Emekli Albay Mehmet Karadağ, Emekli Kurmay Albay Neşet İkiz, Prof. Dr. Ömer Aksu, Dünya ehl-i Beyt Vakfı Başkanı Fermani Altun da yer aldı.

Türk-İslam Dünyası'nın, sevgi, kardeşlik, dayanışma, muhabbet ve şefkat temeli üstüne kurulacak bir birlikteliği oluşturarak yeryüzüne özlenen barış, huzur, ve güven ortamını getirmesi temennisiyle toplantıya katılan tüm konuşmacılar, Türk İslam Birliği fikrinin öneminden bahsedip, derginin hazırlanmasında büyük emeği geçen Bilim Araştırma vakfı ve Milli değerleri Koruma vakfı camiasına takdir, tebrik ve teşekkürlerini sundular. Türk-İslam Birliği Dergisi konuşmacıların özetle şunları söylediler:

Tarkan Yavaş (BAV Başkanı):

Türk-İslam Birliği'nin biran önce kurulması, Osmanlı İmparatorluğu'nun mirasçısı Türk Milleti olarak bizlerin üzerine düşen büyük bir sorumluluk ve vazifedir. Türk-İslam Birliği Dergisi'nin söz konusu birlikteliğin kurulması için ortak bir zemin oluşturacağını ümit ediyorum. Türk-İslam Birliği dergisi'nin tanıtım gününde, Türk-İslam Dünyası'nı bir araya getirecek bu toplantıda sizleri aramızda görmekten büyük şeref duyuyorum.

Prof. Dr. Ömer Aksu (İ.Ü. Üniversitesi Öğretim Görevlisi):

Eğer Türk Milleti'ni ayağa kaldıramazsanız İslam aleminin nefes almasını sağlayamazsınız. İslam dünyasının ihtiyaç duyduğu aksiyon Türk milletinin gücünde saklıdır.

Prof Dr. Servet Armağan: İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi

İslam Dünyasında birlik dendiği zaman bir bayrak ve bir anayasa altında birleşme değil de, bir gönül birlikteliği kastedilmektedir. Bu manada bir birlik bugün dünyada oluşmak üzeredir.

Dr. Nefi Demirci: Türkmeneli İnsan Hakları Derneği Genel Başkanı

30 Ocak seçiminin ardından Türkmenlerin hayal kırıklığı içerisinde, kendi kimliklerini ve topraklarını kaybetme noktasına gelmiştir. Birlik şarttır.

Ali Eren: Vakit Gazetesi yazarı

Kendi aramızda birlik olacağız. Daha sonra da onlarla iyi geçineceğiz. Onların yaratılışına karşın, biz de kendi yaratılışımıza göre birlik kurmalıyız.

Mehmet Şevket Eygi: Mili Gazete Yazarı

Birlik diyoruz, binlerce Müslüman tesbih çekse bu birlik meydana gelmez. Bu birlik ancak kaliteli Müslümanlarla gerçekleşir. Çine, Atlantik'e kadar giden Müslümanlar kaliteliydiler. Birlik için gerekli olan, vasıf budur.

Ali Müfit Gürtuna (Eski İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanı):

İyi bir maksat için bir araya geldik. Çok önemli bir niyet bu. Toplantıyı düzenleyen Bilim Araştırma Ve Milli Değerleri Koruma Vakfı üyelerinin genç oluşu, yetenekli, onurlu ve görevlerine hakim oluşu örnektir. Türk İslam Birliği Dergisi ansiklopedik boyutlarda ciddi bir rapor özelliğindedir. Allah bu çalışmalarınızı zaferle taçlandırsın.

Mustafa Karahasanoğlu (Vakit Gazetesi İmtiyaz Sahibi ):

Eskiden bu birlik vardı. Aydınlarımız birliği batıda aradı. Bu birlik doğru yerde yeniden kurulacaktır. Reçete bizdedir. Başka yerlerde aramaya gerek yok.

İsmail Müftüoğlu: Adalet Eski Bakanı

Hastalığın çaresi Kuran'dır, ümitvar olunuz. Kimlerle beraber olacağımızın ölçüsü ayetlerdedir. Tüm Müslümanlar kardeştir ilkesiyle hareket edilmelidir.

Mustafa Özcan (Yeni Asya Gazetesi yazarı):

İslam dünyası kendi boşluğunu kendisi doldurmalıdır. Boşluğu doldurmalıyız. Sürüden ayrılanı kurt kapar.

Mustafa Necati Özfatura (Türkiye Gazetesi yazarı):

12 bin yazımın çoğunu İslam Birliği konusuna ayırdım. Kuyruklu yıldızın çekirdeği vardır bir de kuyruğu, Türkiye kuyruklu yıldızın çekirdeği gibidir. Anadolu Türkü güçlü olursa, İslam Dünyası da güçlü olur. Milli ve manevi değerlerimize dönüş şarttır.

Selahattin Özgündüz (Türkiye Caferileri Lideri):

Biz bir aileyiz. Irkçılığı yadırgamakla birlikte, Allah kendi kavmini sevmeyi yasaklamamış. İçimizden bizim değerlerimizi yaşatacak bir lider mutlaka çıkacak. Birleşelim. Biz kardeşiz, Allah böyle diyor, kim ne derse desin.

Mehdi Sungur (Emekli Tuğgeneral):

15 yıllık BAV ve 10 yıllık MDKV'nin değerli hizmetleri, Türk-İslam Birliği için öncü rolündedir. Bugün dünyada hakim olacak İslam'dan başka hiçbir fikir kalmamıştır.

Harun Tokak: Türkiye gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Genel Başkanı

İnsanlık kaybolmuş çocuğu Türk-İslam Birliği'nde bulacaktır. Başka da bir çare kalmamıştır.

Prof. Dr. Salih Tuğ (M.Ü. İlahiyat Fak. Eski Öğretim Üyesi)

Yorgunluğa değer bir faaliyet içindeyiz. Türk-İslam Birliği için liderliği ele almalıyız.

Selahattin Yazıcı: TİYEMDER Başkanı

Burada bir doğum ilanı var. BAV doktorlarını da bu yeni doğan dergiden ötürü kutluyorum. Kardeşliği ön plana çıkarıp bunu ibadet olarak eyleme dönüştürürsek başarıya ulaşabiliriz.

Altuğ Berker: Milli Değerleri Koruma Vakfı Başkanı

İmparatorluk mirası Türkiye'nin. Hamilik fikrinden çok Hadimlik görevi vardır. Biz de bununla birlikte birliği kurmalıyız. Bu dergiyle birlikte Türk-İslam Birliği'nin tohumlarını attınız bunu Allah'ın izniyle sizlerle birlikte büyüteceğiz.

İbrahim Tuncer: Bilim Araştırma Vakfı Üyesi

Bu konu inanç işi, şevk işi, heyecan işi, Allah'ın izniyle burada olan herkes görecek ki biz bu konunun takipçisi olacağız. Bir ayette, "gerçekten iman etmişseniz en üstün olanlar sizlersiniz" buyuruluyor, biz buna inanıyoruz.

DERGİNİN ÖNSÖZÜ

TÜRK-İSLAM BİRLİĞİ'NE ÇAĞRI

Dergimizin ismi olan Türk-İslam Birliği, tarihte Müslüman-Türk Milleti'nin kurduğu ve bugün Türkiye Cumhuriyeti'nin mirasçısı olduğu Osmanlı Devleti'nin yüzyıllarca sorunsuz bir şekilde sürdürdüğü yapıyı model edinmiştir. Türk-İslam Birliği şu anda mevcut diğer hiçbir birlik, topluluk veya örgütün üstlenmediği bir sorumluluğu görev ve amaç edinecektir.

Irk ve dine dayalı olmayan bu birlik, sevgi, saygı, kardeşlik, hoşgörü, barış, huzur gibi üstün meziyetler üzerine inşa edilecek; insancıllık, dayanışma ve beraberliğin en güzel şekilde uygulandığı örnek bir yapı olacaktır.

Barındırdığı bu latif özelliklerden dolayı da gerek AB, gerek NATO, gerekse G8 gibi mevcut topluluklarla, uluslararası birlik ve kuruluşlarla sağlıklı, yapıcı ve iyi ilişkiler içinde olacaktır.

Müslümanlar ile Türkleri aynı çatı altında toplamayı hedefleyen bir birliktelik olmanın çok ötesinde olan bu birliktelik, sevgi ve kardeşlik üzerine kurulacak ve aynı dil ve dinden insanların bir araya gelmesine vesile olurken ayrı dil ve dinden olan insanları da kucaklayacaktır. Tarihte bunun en güzel uygulamasını Osmanlı İmparatorluğu'nda görmekteyiz.

O dönemde kendi ordusunun içinde Yahudi ve Ermeni paşaları bulunduran Osmanlı, farklı dinlere mensup kişilerin ibadetlerini kısıtlayıcı hiçbir yaptırım uygulamamış, ibadethanelerine en küçük bir zarar dahi vermemiştir. Herkesin huzurlu bir şekilde özgürce ve güven içinde yaşamalarına imkân sağlamış, bir araya getirdiği farklı dinlere mensup insanlar arasında hiçbir ayrım gözetmemiştir. İslam dininin Mukaddes Kitabı Kuran'ı Kerim'de Kitap Ehli ile beraber yemek yenilebileceği ve Kitap Ehli'nden hanımlarla evlenilebileceği açıkça bildirilirken, beraber yaşamalarında da hiç bir sakınca olmadığı ifade edilmiştir. Osmanlı, bunu titizlikle uyguladığından ötürü, yönetimindeki topraklarda herkesin razı olduğu bir birliktelik meydana gelmiştir.

Şunu da belirtmeliyiz ki, elbette burada anlatılan, Osmanlı Devleti'nin yeniden kurulması değildir.

Önemli olan Osmanlı millet ve devlet anlayışının hakim olduğu, insanların dost ve kardeşçe yaşayabildiği, barış ve güven dolu bir ortamın yeniden oluşturulabilmesi, güçlü bir ekonomik ve siyasi birliğin tesis edilmesidir. Osmanlı yönetimi ve tecrübesi, istenildiğinde çatışmaların merkezi haline gelmiş olan bölgelere huzurun ve barışın getirilmesinin mümkün olduğunu bizlere defalarca göstermiştir.

Bugün bir birlik oluşturma yönünde atılacak somut adımlar, bölge devletleri tarafından da kabul görecektir. Üstelik bu birlik dünyanın en gelişmiş medeniyetini, en zengin topraklarını ve üstün kültürünü de içinde barındıran, 21. yüzyıla damgasını vuracak bir birlik olacaktır.

Kurulacak olan Türk- İslam Birliği, Avrupa ile Müslüman ülkeler arasındaki ilişkileri daha da geliştirecektir. Her iki tarafın ilişkilerinde karşılaştıkları zorlukları rahatça aşmalarını sağlayacaktır. Sevgi temeli üzerine kurulacak olan bu yapı, tarafların haklarını güvence altına alırken, karşılıklı menfaatlerin korunmasını da sağlayacaktır. Bu şekilde, birliğe dâhil ülkelerin yanı sıra bütün dünya devletlerinin de refah düzeyleri yükselecektir.

Buradaki en önemli nokta Türk-İslam Birliği oluşturulurken bu birliğin "manevi" yönünün çok iyi vurgulanmasıdır. Bu manada Türk-İslam Birliği bir gönül birliği olacaktır. Yani "sözde" değil "özde" bir birlik kurulacaktır.

Üye bütün ülkelerin kendi yapılarını muhafaza ederek katılacakları Türk-İslam Birliği'ni "ataerkil" bir aileye benzetebiliriz. Böyle bir ailede fertlerin hepsi kendi içinde özgürdür. Herkes istediği gibi hareket etmekte, karar vermekte serbesttir. Ancak her fert aile büyüğüne derin bir sevgi ve saygı besler. Herhangi bir anlaşmazlık veya çekişme durumunda aile büyüğünün görüşü alınır ve ona uyulur. İşte kurulacak birlik, üye ülkeler için de bu konumda olacaktır.

Türkiye'nin içinde bulunduğu coğrafyada yaşayan insanların büyük çoğunluğu böyle bir birliği istemektedir. Dolayısıyla bölge halkının isteklerine cevap vermek, Avrupa ile İslam Dünyasını daha da yakınlaştırmak ve ortak bir paydada buluşturmak için kurulması zaruri olan bu manevi birliktelikten kimsenin çekinmemesi, bilakis böyle bir yapıyı elinden geldiğince desteklemesi gerekmektedir.

Dünya, ivedilikle kurulması gereken barış, huzur, sevgi ve kardeşlik temelli bu birliğe muhtaçtır.

ANA SAYFA