BASINDA TÜRK-İSLAM BİRLİĞİ

03.03.2005 - Önce Vatan - Abdullah AKOSMAN

Türk, İslam Dünyası Dergisi

Bilim Araştırma Vakfı tarafından, düşünce ve kültür hayatımıza kazandırılan bu derginin, yayın hayatına katılması nedeniyle Sepetçiler Kasrında yapılan tanıtım toplantısı muhteşem oldu.

Türk Dünyasının ve İslam Dünyasının kaynaştırılabilmesi ve birleştirilebilmesi çok güzel bir düşünce.

Osmanlı Türk Devleti Aliyesi üç kıtada egemen bir dünya gücü halinde iken bile, sınırları doğuda İran ve Hazar Denizi idi.

İstanbul Boğazı'na o yıllarda köprü yapmayı, İzmit Körfezi'ni bir kanalla Karadeniz'e bağlamayı, Don ve Volga nehirlerini bir kanalla birleştirip, donanmasını Hazar Denizi'ne indirmeyi planlayan Osmanlı da Türk-İslam Birlikteliğini sağlayamamıştı.

Kuzey Batı Afrika'nın bazı ülkeleri, savaş yapılmadan gönül birliği içinde Osmanlı'ya katılmıştır.

1600'lü yıllarda Müslüman olan, bugünkü Endonezya'nın yerinde Açe Sultanlığı bulunuyordu.

Avrupa'lı sömürgeci ülkelerin saldırılarından bıkan Açe Sultanlığı, Osmanlı'dan yardım istemişti.

"Eğer Dünyadaki Müslümanların halifesi iseniz, bizi bayrağınız altına alın ve Avrupa'nın saldırılarından koruyun" diye.

Osmanlı Padişahı, Mısır Valisine talimat vererek Açe'ye donanma ile yardım göndermişti.

Bu yardım bir sömürü amacı gütmüyordu. Gemi yerine, gemi yapım ustaları, top yerine top yapım ustaları göndermiş ve Açe'nin kendi kendine yeterli olmasını sağlamıştı.

O dönemde gönderilen ustalar aileleriyle birlikte gitmişlerdi ve oraya yerleşerek Açe halkıyla kaynaşıp kalmışlardı.

Şimdi Açe'deki bir İslâmi direniş örgütünün tıpatıp Türk Bayrağına benzer bir bayrak kullanmaları düşündürücüdür.

Özal zamanında kurulan Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilâtı ise kâğıt üzerinde bıraktırılmıştır.

Komşularımızla ticareti ve kapılarımızı dahi açmayı engelliyorlar!?

Bu şartlara Türk-İslâm birliği, "KIZILELMA" gibi bir hayaldir. Ama kırık bacakla hac yoluna çıkan karınca kadar da umutsuz vaka değildir.

Fütühat dönemleri artık geride kaldı ama çağdaş teşkilâtlanmalar her zaman mümkündür.

Ama dil, din ve ırk ayrımı yapmadan tüm insanları sevgi, şevkat ve adaletle kucaklamakla mümkün olabilir.

ANA SAYFA