BASINDA TÜRK-İSLAM BİRLİĞİ

07.03.2005 - Ortadoğu Gazetesi- Süleyman DOĞAN

Türklerin gidiş yolu.

Sosyolojinin kurucusu olarak zikredilen ünlü bilgin İbni Haldun, dört asır önce yazdığı meşhur eseri 'Mukaddime'sinde önemli bir tespite bulunmuştur. O da şudur: "Araplar kötü fatihlerdir. Bir imparatorluğu idareye pek az kabiliyetlidirler. Türkler ise imparatorluk kurmaya ve yönetmeye son derece kabiliyetlidirler."

Buradan da anlaşılıyor ki; Türkler'in devlet kurması, yönetim gibi konularda hem başarılı hem de mahirdirler. Devlet kurdukları kadar kurdukları devletlerin çoğu yine kendileri tarafından yıkılmıştır. Türkler tarihe adaleti yaymak ve hakkı korumak gibi iyi ve güzel hususiyetleriyle anılırlar. Bunun örneklerini tarihin sayfalarında fazlasıyla görmek mümkündür. Yeter ki şu aşağılık kompleksinden kurtulalım.

Türkler'in üstünlüğü...

Sıradışı şair İsmet Özel; "Allah Türkleri üstün yarattı" cümlesini, şu sözlerle izah ediyor:

"Allah şu milleti şu milletten üstün yarattı dediğimiz zaman, o milletin yol haritası, o milletin yürüyüş temposu, o milletin istikameti de söz konusudur. Dolayısıyla 'Allah, Türkleri diğer milletlerden üstün yarattı' cümlesi, Türkler'in üzerinde diğer bütün milletlerden daha büyük bir yük var manasına da gelir. Türkler'in gidiş yolu, diğer milletlerin gidiş yolundan daha kritik, daha dikkate değer ve ihtimama değer bir şey. Tarih sahnesinde Türkler'den bahsederken Müslüman bir unsurdan bahsediyoruz."

Özel'in bu yeni ve değişik fikirlerini Türk Edebiyatı Dergisi, Mart 2005 (377'nci) sayısına kapak yaptı.

Özel'e göre, dünyadaki mevcut düzene alternatif bir yaşam şekli, ancak Türk milletinin elinden çıkabilir.

Şair-yazar İsmet Özel, " Tüm toplumda bu konuda bir konsensüs olması lazım. Ben var olan ruhun keşfedilmesi ve kıymetinin bilinmesi gerektiğini söylüyorum. Türkiye'nin bu potansiyelinin olduğuna inanıyorum. Bunun da fark edilmesini bekliyorum."

Türkler dışında, üstün yaratılan başka topluluk bulunmadığını savunan Özel, "Türk olarak varlığımız, dünyada benzersiz bir tavrı yansıtmamıza bağlı. Benzersizliğimiz, eğer varsa üstünlüğümüz dünyada yürürlükte olan hegemonyanın dışına çıkabilme gücünü göstermiş olmamızdır. Mesela bunu İstiklal Harbi'yle ortaya koyduk.." İsmet Özel'in bazı tespitleri son derece isabetli. Ancak Türkiye dışındaki Türkleri; Türk saymaması ise Çetin Altan'ın, 'Türkler adam olmaz' safsatası kadar boş sözdür.

Lider ülke Türkiye!

Bundan bir hafta önce Turan Vakfı tarafından Türk Dünyası ve akraba topluluğu toplantısı Çanakkale'de gerçekleştirildi. Toplantı sonunda Türk Dünyasının mutlaka bir ve beraber hareket etmesi konusunda sonuç bildirisi yayınlandı. İstanbul'da Türk-İslâm Birliği dergisinin tanıtım toplantısında, AB ve Amerika kuşatmasına karşı Türk ve Müslümanların birlik olmalarına vurgu yapıldı. Türk-İslam Birliği dergisinin tanıtım toplantısına da ilgi bir hayli fazlaydı. Toplantıda bir konuşma yapan Prof. Ömer Alparslan Aksu, Batı toplumunun çürümesini üç temele bağladı. Bunlar; ırkçılık, içki, uyuşturucu ile bencilliğin körüklediği uçkur düşkünlüğü ve bunun sonucu aile düzeninin yıkılması ve nüfus artış hızının kesilmesi olduğunu belirtti. Aksu, bunların ilacının Türk-İslam değerlerinde olduğunu, cemiyet olarak değerlerimizi muhafaza edebilirsek, başarılı olacağımızı söyledi.

Ömer Aksu'nun Batı ile ilgili teşhisi, birkaç gün öncesinde gazetelerde yansıyan bir haberle adeta Papa tarafından bizzat tasdik edildi. Papa fuhşiyatı, Batıyı batıran en büyük illetlerden birisi olarak sayıyor. Memoria e Identita (Hafıza ve Kimlik) adlı eserinde Papa Jean Paul, şunları söylüyor: "Batılılığı sembolize eden hayat tarzı inançsızlığın ve ateizmin sembolü ve şeytan işidir. İnsanlığı kutsal kitabı ve değerleri inkâr etmeye kadar götüren bu ideolojiler karşımıza demokrasi kisvesi altında çıkıyor. Batı dünyası ahlâkî anlamda çökmüştür. Boşanma, özgür aşk, kürtaj, ötenazi ve genetik değişimler bu yozlaşmayı ve topyekün çöküşü hızlandırıyor..."

Bugün Batı ahlaki değerler konusunda büyük bir çöküntü yaşıyor. Diğer yandan çeşitli bahanelerle İslam aleminde işgal ve iç karışıklıklar sonucu insanlar acımasızca öldürülüyor. Ancak zulüm ile bir yere varmak mümkün değildir. Eninde sonunda hak tecelli edecek ve zalimler cezasını çekecektir.

Türkistan coğrafyası!

Birkaç yıldan beri Türk Devletler kurultayı yapılmıyor. Bu konuda Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev, Türkistan (Orta Asya) coğrafyasında yer alan devletlerin bir araya gelerek acilen birlik oluşturması gerektiğini söyledi. Bu önemli çağrıya, Özbekistan'dan ve Kırgızistan'dan olumlu cevap gecikmedi. Türkistan coğrafyası Türkiye'nin öncülük yapmasını bekliyor. Bu konuyla ilgili olarak Kanal 7 televizyonunda 'Türksoy'la İpek Yolu' adlı programda Türkiye özlemini ve Türkiye'den lider beklentisini görüyoruz. Böylesine güzel programdan dolayı gazeteci Seyfullah Türksoy'u kutluyorum.

Hasılı Türkiye'ye her zamankinden daha fazla görev düşüyor. Bugün Türk dünyası da İslam alemi de Türkiye'nin başı çekmesini ve öncülük yapmasını bekliyor. Çünkü Türkiye gerek tarihi tecrübesi ve gerekse fikir, eleman ve kaynak potansiyeliyle Türk dünyasını ve İslam alemini bir araya getirecek unsurların hepsi mevcuttur. Yeter ki iyi bir stratejiyle yolumuza devam edelim. Bakın görün olunmazlar nasıl olur. Çok çalışmamız icap ediyor. Hem ilmen, hem fikren ve hem de bedenen. Birbirimizle didişmeyi bırakalım, hasımlarımıza karşı bir ve beraber olalım. O zaman Türk dünyasında ve İslam aleminde güller açacak, insanlık medeniyetin ve özgürlüğün tadını çıkaracaktır.

Türklerin tarihinden bu güne gidiş yolu çok önemlidir. Gidiş yolumuzu Batı'ya değil de büyük potansiyele sahip doğuya yöneltseydik, bugün geldiğimiz noktadan daha ileri bir düzeyde olurduk, diye düşünüyorum. Tarihte bu durumu gören iki padişahın fikri ve icraatı son derece önemli ve isabetlidir. Bunlardan biri Yavuz Sultan Selim ve diğeri II.Abdülhamit'tir. Bu iki padişahın günümüze bakan stratejisini yeniden gözden geçirmeliyiz. Unutmayalım ki 21'nci yüzyıl Türklerin yüzyılı olacaktır. Yeter ki inanalım ve gereğini yapalım.

ANA SAYFA