BASINDA TÜRK-İSLAM BİRLİĞİ

11.02.2005 - Tercüman Gazetesi- Nevzat Yalçıntaş

Türk-İslâm Birliği

Bugün cuma ve Muharrem ayının 2. günü; başka bir deyişle İslâm dünyası dünden itibaren yeni Hicrî yıla (1426) girmiş bulunuyor. Bütün Türk ve İslâm âlemine bu yeni Hicrî sene hayırlar, mutluluklar getirsin. Yeni felâketler dünyamızı sarsmasın, başta Irak olmak üzere Filistin, Filipinler, Çeçenistan ve Müslümanlar'ın katledilip yok edilmeye çalışıldığı her yerde zulüm dursun, insanlar birbirine rahmet ve şefkatle, kısaca insanca davransın.

Hicret, Mekke'deki hayat mü'minler için çekilmez hale geldiğinde ve daha önce Yüce Resul inananların Habeşistan'a göçmelerine izin vermesinden sonra Milâdi 622 yılında vukuu buldu. Yüce Resul, yanına en sadık dostu Hz. Ebubekir'i alarak Medine'ye göçmen gitti. Sabaha karşı mütevazi evlerinden çıkarken, dışarda düşman kabilelerin katilleri pusu kurmuştu, yerden bir avuç ince kum alarak yüzlerine doğru serpti, hiç biri O'nun gidişini farketmediler. Daha sonra Yüce Resul'ün odasına girip de yatağına doğru mızraklarını hedef aldıklarında orada küçük bir çocuğun uyuduğunu gördüler: O Hz. Ali idi.

Hicret, şüphesiz ki bir kaçış değildi. İslâm yayının gerilmesi olayıydı. O Peygamberi yaydan çıkan tebliğ okları kısa bir sürede batıda Atlas Okyanusu kıyılarına, doğuda da Çin Seddi'ne ulaştı.

Çağrı

Hicret'in yeni yılına girerken gazeteniz Tercüman'da 9 Şubat 2005 Çarşamba günü bütün herkese bir çağrı duyurusu çıktı (Sayfa 15). "Türk-İslâm Birliğine Çağrı" başlıklı duyuruyu "Bilim Araştırma Vakfı" ve "Millî Değerleri Koruma Vakfı" müştereken yapmışlar, başkanları Turhan Yavaş ve Altuğ M. Berker beylerin isimlerini taşıyor. Çok güzel bir Türkçe ve itinayla hazırlanmış bu "Çağrı"yı dikkatle ve gönlüm ferahlayarak okudum. Daha sonra gün boyu gördüğüm, tanıdık Tercüman okurlarına fikirlerini sordum. Aldığım cevaplar şu ortak tespiti dile getiriyordu: "Bizim düşüncelerimizi aynen aksettiriyor." Demek ki insanlarımız bu "Türk-İslâm Birliği" çağrısında çoktandır bekledikleri sesi, hedefi ve cevabı bulmuşlardı. Duyuru günümüz için "Türk-İslâm Dünyası"nın birliğini hedefliyor. Bunun sevgi, kardeşlik, şefkat, hoşgörü, dayanışma ve muhabbet temelleri üzerine kurulmasını öngörüyor. Konunun üzerine tekrar döneceğiz.

ANA SAYFA