BASINDA TÜRK-İSLAM BİRLİĞİ

15.01.2005 - Radikal- Dr. Süleyman Ebu SUVEYLEM

Türkiye'nin asıl yeri Batı değil, Doğu

AB, tüm reformlara karşın Ankara'ya zorluk çıkarıyor. Türkiye, Hıristiyan Batı'nın en sonunda yer alacağına Müslüman Doğu'nun lideri olmak için çalışmalıdır

Avrupalı liderlerin 1999 yılındaki Helsinki zirvesinde aday ülke statüsü vermesinden bu yana Türkiye, AB'nin temel şartı olan askerin siyasetten uzaklaştırmasından başlayarak insan hakları, demokratikleşme, azınlıklar ve Kıbrıs'a kadar çeşitli konularda gerekli şartları bir bir yerine getirdi. Ançak tüm bu çabalara rağmen Türkiye AB'den ucu açık ve hiçbir yükümlülük taşımayan bir müzakerelere başlama tarihinden fazla bir şey elde edemedi.

İtirazlar hep oldu

Kuruluşundan beri AB kapılarının yüzüne kapatıldığı, 1950 yılında NATO üyesi olma girişimine Avrupa'nın en demokrat, açılımcı ve özgürlükçü ülkesi İsveç tarafından kültürlerin, oluşumların, tarih ve inançların farklılığı gerekçesiyle itiraz edilen Türkiye, çeyrek asırdır AB'ye üye olmaya çalışıyor. Hatta Türkiye AB nezdinde ilk üyelik talebinde bulunan ülke olmasına rağmen yakın zamanda komünist blokuna ait Doğu Avrupa ülkeleri bile AB'ye kabul edildi.

2005 yılı, Türkiye'nin hayallerini gerçekleştirme açısından önceki yıllardan daha iyi olmayacak kesinlikle. Zira kararlaştırılan müzakereler Fransızların dediği gibi üyeliğe kabul edileceği anlamını taşımıyor ve konu Almanya Dışişleri Bakanı Joschka Fischer'in de belirttiği gibi 10 hatta belki 15 yıl sonra ele alınacak. Çünkü Avrupa'da müzakereler bir ülkeden diğerine taşınacak. Yani Avrupa ülkelerinden her birinin, yerine getirilen her müzakereyi durdurma hakkı olacak, geçmişte yapılan ve ileri de devam edecek her müzakereye nokta koyabilecek.

Ankara yönünü belirlemeli

Türkiye yanlış bir yolda ilerliyor. Zira nüfusunun neredeyse yüzde 95'i ve keza başkenti Avrupa dışında. Türkiye Avrupa ülkesi değil ve Birliğe girişinin önündeki asıl engel yapılamayan reformlar değil dini farklılıktır. Avrupa Anayasası Komisyonu Başkanı Valeri Giscard d'Estaing'in dediği de aynen budur: AB nihayetinde bir Hıristiyan kulübüdür ve bizler Müslüman Türkiye'nin bu kulübe katılımına alkış tutamayız.

İtirazlar, şartlar, müzakereler, Türkiye'nin İslam yüzünü bırakmaksızın Batılılaşma ısrarı ve Avrupa'nın Türkiye ile ilgili tereddütleri gibi olguların hepsi bir tek şeyi gösteriyor: Türkiye, kendisiyle din, kültür, tarih ve coğrafya olarak uyum içindeki ümmetine dönmeli, Avrupalı Batı'nın en sonunda yer almak yerine Müslüman Doğu'nun lideri olmalı.

(Ürdün'de yayımlanan El Rey gazetesi, Ürdünlü yazar, 4 Ocak 2005)

ANA SAYFA