BASINDA TÜRK-İSLAM BİRLİĞİ

Mehmet TALÜ

Birlikte rahmet ve bereket vardır

Böylesine bir karışıklık 'herc' zamanında kulluk yapmak, ibadete, dine sarılmak ve fitne ortamına bulaşmaktan uzak kalmaya çalışmak, taraflardan herhangi birine yan çıkmamak; bütünüyle belâdan uzaklaşıp yeni yepyeni bir hayata, Hz. Peygamber (S.A.V.)'in mutluluk veren çevresine sığınmak, O'na hicret etmek gibi Müslümanca ve akıllıca bir iştir. Bunun böyle olduğu bu hadis-i şerifte açıkça ifade buyurulmaktadır. Enes b. Malik (R.A.) den rivayete göre Peygamberimiz (S.A.V.)'in:

Birlikte, birliktelikte rahmet ve bereket, ayrılıkta azab vardır." buyurması da bu gerçeği ilkesel olarak ifade etmektedir.

Şu bir gerçektir ki, bütün peygamberler kendi dönemlerinde ve görev bölgelerinde insanları imanlılar blokunda toplanmaya ve bu bütünleşmenin gereklerine sonuna kadar saygılı davranmaya çağırmışlardır. Hiç bir Peygamberin ayrılığı, parçalanmayı tavsiye ettiği görülmemiştir.

Her zaman olduğu gibi fitneden kurtulmak ibadet ile yani dine sığınmakla, İslama sarılmakla mümkündür. Nasıl ki İslam'ın başlangıcında Mekke'deki müşrik toplumunun fitnesinden Medine'deki İslam cemaatına hicret etmek, orada Hz. Peygamberin çevresinde İslam toplumu içinde bulunmakla mümkün olmuşsa bugün de bütün fitne ortamlarında, kulluktan başka bir şey düşünmemek, bir anlamda İslam toplumuna sığınarak ortamın olumsuzluklarından yakayı sıyırmak yegâne yoldur. Böylesi bir hareket tam anlamıyla yanlış politikaları, anlayışları, ithal kavramları ve ilkeleri terkedip Hz. Peygamber (S.A.V)'e İslami otoriteye ve anlayışa hicret etmek demektir.

O halde çözüm, topyekün İslâm'a dönmekte, hareketleri din kardeşliği esaslarına göre yeniden gözden geçirmektedir. Hep birlikte iman çizgisine ve Allah'a kulluk ortamına razı olmak suretiyle dış düşmanların oyununa karşı durulabilir. Aksi halde sürekli bir fitne ortamını yaşamak belki de o ortamda yok olup gitmek söz konusudur.

Bütün Müslümanların ortak bağ olan İslâm çizgisinde birleşmesi, inananlar topluluğundan ayrı kalmama basiretini göstermesi yegane çözüm çaresidir.

Efendimize hicret etmek gibi bir soylu hareketi başarmak, bir başka ifade ile mevcut fitneyi aşmak, birlikte dine sarılma azmi, kararı ve uygulamasıyla mümkün olacaktır. Gerisi, geçici bir takım sözlerle oyalanmak, avunmak, aldanmaktır. Oysa aldatmak hiyanet, aldanmak ahmaklıktır. Milletimiz içinde aldatmayacak kadar dürüst ve mert, aldanmayacak kadar basiretli ve uyanık insanlar ve kesimler daima var olagelmiştir.

Şimdi ön yargılardan uzaklaşıp hadisimizde ifadesini bulan basireti gösterme zamanıdır.

Gerçek hicret haramların terkedilmesiyle olur.

Belki bir çok Müslümana "haramları terketmenin gerçek hicret olması," tarihi hicret olayı karşısında biraz zor anlaşılır bir değerlendirme gibi gelebilir. Ama, haramları terketmenin, memleketi, çoluk-çocuğu, herşeyi terketmek kadar zor olduğuna da herkesin hayatında şu veya bu bahanelerle ve fakat yoğun şekilde yaşayan haramlar şahittir.
ANA SAYFA