| Irak Türkmenleri Kardeşlik ve Kültür Derneği Başkanı
Yaşar ŞERİF
1965 yılında Irak Kerkük şehrinde doğdu. ‹lk ve ortaokulu Bağdat’ta bitirdikten
sonra Lise tahsiline Kerkük’te devam etti. 1984 yılında başladığı Bağdat
Üniversitesi Eğitim Fakültesi Kimya Bölümü’nden 1989 yılında mezun oldu. 1990
Kuveyt Körfez savaşından sonra bir grup aydınla birlikte ‹stanbul’a geldi. Kı-
sa adı TODAV olan Türkiye ve Ortadoğu Dayanışma Vakfı’nda görev aldı. 2002
yılı Eylül ayında kurulan ‹TKAD Adlı Irak Türkmenleri Kardeşlik Ve Kültür Derne
ği’ne bir yıl sonra Başkan olarak seçildi. Başkanlık görevi o yıldan beri kesintisiz
devam etmektedir. Saddam rejimi yıkıldıktan sonra Irak’ta merkezi Kerkük
olan Adalet ve Kurtuluş partisinin kurucuları arasında yer aldı. Halen Merkez
Yönetim Kurulu Üyesi.
İslami uyanışa davet
Her ümmetin tarihini yazan
adamlar vardır ve eğer tarihlerinde
bir takım hatalar
varsa o hataların kaynağını ve etkenlerini araştırıp bir
şekilde örtbas etmeye çalışmışlardır.
Onun için insanların gözünde
vatansever kalmışlardır. Ondan
sonra gelen yeni nesil de bu ümmetin
ne kadar yüce olduğunu düşünür ve işlenen hataları bir daha
işlememeye gayret gösterir. Ve tarih
yazanlar ümmetin daha iyi bir
şekilde yapılanmasında rol almıştırlar aynı zamanda tarihlerinin iyi
taraflarını olağanüstü abartarak
yeni neslin iftihar kaynağı olmuşlardır.
İslam ümmetinin tarihinde de
diğer ümmetler gibi kötü olaylar
yaşanmıştır. İçinde doğan mezhepler
ve cemaatler sebebiyle çatışmalar yaşanmış ve her cemaat
diğerini küçük düşürüp eksik göstermeye
kalkmıştır. Bunlar neticesinde
İslam ümmetinde
boşluklar oluşmuş ve bu koca ümmet
zayıf düşüp parçalanmıştır,
asırlar boyu dünyanın liderliğini yapan
İslam ümmeti bugün lidere ihtiyaç
duyan bir ümmet haline gelmiştir.
İnsanlık tarihine bakarsanız,
Hazret-i Resulullah (SAV) ve sahabelerin
ümmetini, dünyanın en üstün
ve örnek ümmeti olarak görürsünüz.
Medine-i münevvere’de
başlayan medeniyet, hulefa-i raşidin
dönemine dek kırk yılık çok kısa bir zaman zarfında olgunlaşan
daha sonra asırlara uzanan bir İslam
medeniyeti görüyoruz, bu medeniyet
yer yüzüne adaleti, ilmi,
fazileti ve güzel ahlakı yaymıştır.
Zira bu ümmet iki sağlam esasa
dayanmıştı; biri hükümde adalet
diğeri söz birliği ve lidere itaat.
Günümüzde dünya haritasına
baktığımızda Müslümanların yaşadı kları bölgelerin maalesef kan
deryasında boğulduğunu, ihtilaşar
ve cehalet içinde çırpındıklarını görmekteyiz. Öyle ki iki farklı grup bile bir araya gelememektedir,
sonucunda da sömürgeciler İslam
ümmetinin servetlerini yağmalayıp sömürmekte ve kendi uğursuz
medeniyetlerini ‹slam toplumları
na yerleştirmeye çalışıyorlar.
Gelişen teknoloji ve kitle iletişim
araçları sebebiyle büyük bir köye
dönüşen dünyada, Müslümanlar
ne zaman daldıkları derin uykudan
uyanacak, şanlı ecdadını hatırlayacak
ve çağın modern araçlarından
yararlanarak birbirleri ile diyalog
kurup güç birliği ve kalkınma atağı yaparak el ele verecektir? Bunun
için onur ve şerefle dolu tarihinden
miras alabilir, hayatın her
alanıyla ilgilenen Allah’ın her şeyi
açıkladığı Kuran’dan emir alabilirler.
Müslümanların bilmesi gerekir
ki batının getirdiği ahlaki çöküntü,
toplumun parçalanıp bireyselciliğin
öne çıkması ve rezil bataklıktan
kurtulmanın tek yolu, İslami terbiyeye
dönmek, adalet ve eşitlik esasına yönelmektir. |