| |
 |
|
| |
| |
891. Türkiye Ortadoğu'da heyecan uyandırıyor |
| Ne Demişti |
Ne Oldu |
Başkent TV, 13 Ocak 2009
Adnan Oktar: Türk İslam Birliği bir kere barışı, sevgiyi, kardeşliği, muhabbeti, yardımseverliği, cesareti ve fedakarlığı savunuyor. Türk milleti çilekeş bir millettir ve hizmete taliptir. Üç kıtaya nizam vermiş ve bir tecrübesi var. Bir devlet tecrübesi var, imparatorluk tecrübesi var. Biz bu tecrübeyi yeniden ortaya çıkararak, Türk İslam Birliği’nin lideri olarak bütün bölgeyi yönetmeyi istiyoruz VE BUNU HERKES İSTİYOR. SURİYELİLER İSTİYOR, IRAKLILAR İSTİYOR, MISIR İSTİYOR, İRAN İSTİYOR, HATTA ERMENİSTAN İSTİYOR, AZERBAYCAN İSTİYOR, TÜRKİSTAN İSTİYOR, DOĞU TÜRKİSTAN İSTİYOR, HERKES İSTİYOR. Yani Türk’ün adaletine, Türk’ün akılcılığına, fedakârlığına herkes güveniyor ve Türk askerleri bütün dünyada seviliyor. Dinsizi, imansızı, Müslümanı, kafiri hepsi seviyor.
|
Radikal, 20 Ocak 2009

Nuray Mert'in 20 Ocak 2009 tarihli yazısından:
Her toptantıda olduğu gibi, asıl tartışmalar oturum aralarında, kahve sohbetleri çerçevesinde oluyor. Türkiye’den geldiğimizi öğrenen herkes çok heyecanlanıyor, zira Gazze konusunda Türkiye’nin tavrı büyük ilgi toplamış vaziyette. O kadar ki, toplantı dışında görüşmek için randevu aldığım herkes, ‘aslında biz size Türkiye’yi sormak istiyoruz’ dedi. Bu konuya sonra döneceğim, ama hemen belirteyim, Türkiye’nin Ortadoğu’da uyandırdığı ilgi ve heyecan Gazze’yi ve bu toplantıya katılan çevreyi aşıyor.
Son birkaç ay içinde gittiğim Şam, Kahire ve Doha ve Abu Dabi gibi Körfez ülkelerinin merkezlerinde, birbirinden çok farklı çevrelerden herkes Türkiye konusunda çok heyecanlı.
|
|
| |
| |
|
| |
892. Dışişleri bakanı Osmanlı valisi gibi karşılandı |
| Ne Demişti |
Ne Oldu |
Kordon TV, 27 Temmuz 2008
Adnan Oktar: Yani Türkiye’nin ağırlığını koyup, direkt abi konumunda hatta bütün Ortadoğu’nun, bütün islam ülkelerinin lideri konumuna gelmesi lazımve sözü geçen bir lider olarak. Çünkü, Türkiye, çok aklı başında insanların samimi insanların bulunduğu bir ülke. Çok vicdanlı insanların olduğu bir ülke, ordusu mükemmeldir. Çok çok vicdanlıdır, böyle kılı kırk yarar, çok iyi eğitimlidir. Ve bütün ülkelerde seviliyorlar, nereye gitseler seviliyorlar. Mesela Irak’a gidiyorlar seviliyorlar, Bosna’ya gidiyorlar seviliyorlar, Somali’ye gidiyorlar, seviliyorlar, her yerde saygı görüyorlar. Afganistan’da çok sevilip saygı görüyorlar. Bu fiili bir durum var. DEMEK Kİ BÜTÜN ORTADOĞU, BÜTÜN İSLAM ALEMİ TÜRK ORDUSUNU SEVİYOR VE TÜRK MİLLETİNİ SEVİYOR. DEMEK Kİ AĞABEYLİK YAPMALARINI İSTİYORLAR. Yani Türkiye’nin burada ortaya çıkıp, bir lider çıkarıp ortaya, bir manevi lider ortaya çıkarıp gerekirse, bu ağabeyliği yerine getirmesi gerekiyor, islam ülkelerinde ve Türk devletlerinde de. Yani Türk-islam birliğini acil olarak oluşması bütün bölge için şart.
MPL TV, 21 Kasım 2008
Adnan Oktar : DÜNYANIN YENİ BİR OSMANLIYA, MODERN BİR OSMANLIYA İHTİYACI İNSANIN SUYA İHTİYACI GİBİ. Yani, Türk-İslam Birliği, Türkiye’nin liderliğinde, Türk devletlerin desteğinde büyük bir Türk-İslam Birliği. Bu dünyanın adeta cennet hayatına dönmesi demektir. Ekonomik yönden fevkalade zengin olması demektir.
|
Zaman, 21 Şubat 2009

Türkiye'nin özellikle Ortadoğu'da sergilediği etkin dış politika için "Yeni Osmanlıcılık" yorumları yapılırken, Dışişleri Bakanı Ali Babacan'a Yemen'deki ziyaretinde "Osmanlı valisi" protokolü uygulandığı ortaya çıktı. Yemen yaklaşık 400 sene Osmanlı Devleti, hâkimiyetinde bulunmuştu. Osmanlı Devleti Yemen'e her bir yeni vali görevlendirdiğinde bu kişi, bölgede şeyh diye tabir edilen kabile reisleri tarafından karşılanıyordu. Bölgenin ileri gelen reisleri yeni valiyi bizzat kendi yaptıkları yerel Yemen dansı ile karşılıyordu. Yemenli yetkililer, özellikle İsrail'in Gazze'de yaptığı katliama büyük tepki gösteren Türkiye'nin Dışişleri Bakanı'nı anlamlı bir protokolle karşılamayı uygun buldu. Şeyhler, Yemen'in geleneksel giyim aksesuarı olan bir tür hançere benzeyen "cembiye"lerini takarak ellerinde kalkanlar ile dans gösterisi sundu.
|
|
| |
| |
|
| |
893. Stratfor'un başkanı: ''İslam Birliği'ni kurun'' |
| Ne Demişti |
Ne Oldu |
Al Baghdadia TV, 30 Nisan 2008
Adnan Oktar: Tabii direk çözüme bakmak lazım. Çözüm, bütün İslam aleminin bir araya gelmesi TÜRKİYE’NİN ÖNCÜLÜĞÜNDE BİR BÜYÜK TÜRK-İSLAM BİRLİĞİNİN OLUŞTURULMASI Türkiye’nin süper devlet olarak bölgeye ağırlığını koyması ve bütün İslam alemini kardeşi olarak, öz kardeşi olarak çok iyi kollayıp koruması onların ekonomik yönden siyasi yönden güçlenmelerini sağlaması, bütün Türk alemi ki onların da tamamı Müslüman aşağı yukarı onları da koruyuculuğu altına alması ve bölgede bir süper devlet olarak anarşiyi terörü tamamen durdurması. Büyük bir medeniyet hamlesi yapılması Hz. Süleyman devrine benzemeye çalışan bir gayret içinde olmamız çözüm bu.
Uşak ART TV (Uşak), 19 Ağustos 2008
Adnan Oktar: Irkçılık belası, kavmiyetçilik belası, ne gerek? Türkiye bir ağabeylik yapsa olaya bir el atsa, tamamen ortalık yatışır. Onun için Türk İslam Birliği çok çok çok acil bir görev. Yaşlı başlı insanlar binlerce insan öldü Gürcistan’da. Yazık günah değil mi? Türkiye’nin bir gün bile gecikmesi vebal altında bırakır. Hemen hareket edilmesi gerekiyor. Bunu teklif etsin Türkiye eğer bir kişi itiraz ederse bana gelip söylesinler. Yani Suriye’ye gidip teklif edin Türkiye ile birleşin diye yani Suriye iki gün düşünmez. Azerbaycan’a teklif edin, zaten onlar kendileri teklif ediyor. Azerbaycan kendisi istiyor. Türkiye ile birleşelim diye defalarca söylediler. İki devlet bir millet olarak birleşelim dediler. Onun için bunun resmi ağızdan söylenmesi gerekiyor. Ama resmi ağızdan söylenmesi içinde tabandan hükümete, istek talebinde bulunması lazım. Yani böyle birşey istiyoruz. Şeklinde bir talepte bulunması lazım ama bunu çok ısrarlı söylemesi lazım ki hükümet bir güç bulsun. Harekete geçsin bu çok önemlidir. Yani vakıflar olur, dernekler olur halk, bütün Müslüman kardeşlerimiz, bütün Türk milleti, olarak bunun üstünde çok durmamız lazım. İLLAKİ TÜRK-İSLAM BİRLİĞİ, TÜRK İSLAM BİRLİĞİ’NİN LİDERI OLARAK İNŞAALLAH AVRUPA BİRLİĞİNE GİRELİM. Böyle küçük bir ülke olarak girmek bize yakışmaz. Lider olarak girmek bize yakışır. Ve Avrupa’yı da kalkındıralım. Amerika’yı da kalkındıralım. Rusya’yı da kalkındıralım. Bütün dünyayı zengin edelim. Yani Türkiye’nin misyonu bu dünyayı zengin etmek, güçlendirmek, barışı tesis etmek, huzur getirmek yani bizim ırkçılık iddiamız yok Türk milleti olarak. Yani nefret eder Türk milleti gerçek anlamda ırkçı yok çıkmaz bizim milletimiz içerisinden.
|
Ensonhaber, 5 Mart 2009


Pentagon'un strajilerini belirleyen Stratfor adlı şirketin kurucusu ve Gölge CIA lakaplı George Friedman Büyük Ortadoğu Projesi'nin tartışıldığı bu günlerde TÜRKİYE'YE YOL HARİTASI OLARAK İSLAM ÜLKELERİNİN LİDERLİĞİNİ ÇİZDİ. Türkiye'nin depremde İslam dünyasının fay hattı olacağını da belirten Friedman, "İSLAM DÜNYASINI BİR ÜLKE YÖNETECEKSE O KESİNLİKLE TÜRKİYE OLUR. Olay sadece ekonomik de değil. Bölgede hem barış ortamı sağlayıp hem de Amerika'ya dost olabilecek tek ülke Türkiye. Bu nedenle ABD orduları için alması gerereken önlem de yok" dedi.
George Friedman, Türkiye'nin 100 yıl sonra dünyanın en büyük 4 gücünden biri olacağını iddia ettiği 'Önümüzdeki 100 Yıl' adlı kitabını Türkiye'de de yayınlamaya hazırlanıyor. Friedman, kitabında "Çin ve Rusya gibi ülkeler gerileyip yerini Türkiye, Japonya, Meksika ve Polonya gibi yeni dünya güçlerine bırakacak. Rusça veya Çince'yi bırakın, Türkçe, Japonca, Polonya ve Meksika dillerini öğrenmeye bakın" diyor.
İş Yatırım'ın Geniş Açı toplantılarına katılmak için Türkiye'ye gelen Friedman, içinde bulunduğumuz küresel kriz döneminde artık Avrupa Birliği gibi bir birlik kalmadığını dile getirdi ve şöyle devam etti: "Türkiye şu an bir çok Avrupa ülkesinden çok daha iyi durumda. Bu nedenle ben Türkler'in neden AB üyesi olmak istediğini bir türlü anlamıyorum. Bence 20 yıl önce AB üyeliği Türkiye'de modernliği sembolize ediyordu. Bugünse Türkiye zaten çok iyi durumda. SORUN ŞU Kİ BU KOŞULLAR ALTINDA AB TÜRKİYE'Yİ İSTEMELİ..."
|
|
| |
| |
|
| |
894. Vatikan krize karşı İslami bankacılığı önerdi |
| Ne Demişti |
Ne Oldu |
MPL TV, 21 Kasım 2008
Adnan Oktar: BU KRİZDEN ÇIKILMASININ YOLU FAİZİN KALDIRILMASIDIR. YANİ İSLAMİ BANKACILIK TABİR EDİLEN BANKACILIK SİSTEMİNE DÖNÜLMESİDİR. Yani bütün İngiltere’de, Amerika’da bunun başarılı olduğunu herkes gördü. Şu an krizden tek etkilenmeyen banka sistemi bu. Ve herkes de onlardan kredi alıyor şu an. Hem Amerika’da hem İngiltere’de hem de Avrupa’da bu inceleniyor şu an. Yani buna geçiş düşünüyorlar. İslami bankacılığa. Bu bir.
Ekin TV, 26 Ocak 2009
Adnan Oktar: Faizsiz bankacılık var bildiğim kadarıyla Türkiye’de, yurtdışında da var. Zaten yurtdışında da Amerika’da, İngiltere’de de devlet resmi olarak faizsiz bankacılığa dönüştüler ve dönüyorlar, İslami bankacılık tabir edilen, faizsiz bankacılık model olarak kabul edildi, süratle dünyada o uygulanmaya başlandı şu anda.
|
Zaman, 6 Mart 2009

Vatikan'ın resmi yayın organı günlük 'L'Osservatore Romano' gazetesi, KRİZDEN ÇIKIŞ YOLU OLARAK 'İSLAMİ BANKACILIK' SİSTEMİNİ TAVSİYE ETTİ. İslami bankacılığın dayandığı etik kurallarına dikkat çekildi. İtalyan ekonomi uzmanları Loretta Napoleoni ve Claudia Segre'nin kaleme aldığı yazıda, İslam'a uygun yatırım araçlarının suni ekonomi balonlarının oluşmasını engellediği, faizi, aşırı borçlanmayı, finans piyasalarında manipülasyon ve spekülasyonları yasakladığı ifade edildi.
|
|
| |
| |
|
| |
895. Yoksullara özel sosyal market |
| Ne Demişti |
Ne Oldu |
Hilal TV, 27 Aralık 2008
Adnan Oktar: Benim tavsiyem şunlar, bir kere ücretsiz hastaneler oluşturulması lazım. Kaliteli ve güzel hastaneler oluşması lazım. Halkın ücretsiz yiyecek alabileceği yerler oluşturulması lazım. YANİ, AÇIK MARKETLER, yani halk ihtiyacı kadar alabileceği gibi yerler oluşturulması lazım. Önceden yiyecek stoku yapılması lazım ve tarıma çok önem verilmesi gerekiyor. Tarımla ilgili hem devletin müdahalesi olması lazım hem de tarımla ilgilenenlere yoğun olarak destek sağlanması gerekiyor. Ama tabii alet, edevat, ilaç her şey, yani ziraat ile ilgili. Hayvancılık çok iyi ele alınmalı ve bunun çok iyi desteklenmesi gerekiyor. Yusuf suresinde zaten buna bir işaret var biliyorsunuz öküzden ve buğdaydan bahseder Yusuf suresinde. Buna bir işarettir ve buğdayında stoklanmasından bahseder. Bunlar yapılabilir, borçluların borçlarının affedilmesi çok önemli. Borçlunun üstüne gidip onun malına mülküne el konulması hiç doğru olmaz çok çok yanlış olur. Çünkü bunun zararı herkese olur, yani bu bir çözüm değildir. Borcun affedilmesi çok makbuldür ve yahut geniş bir süre vererek çok taksite ayırarak borçların ödenmesi sağlanması gerekir. Tabii şefkatle yaklaşılması gerekiyor, herkesin birbirine sevgiyle yaklaşması gerekiyor. Tevekkül çok önemli, Allah’a çok tevekkül etmek, hırs yapmamak, panik yapmamak çok önemli Stokçuluktan kaçınmak gerekiyor. Ve özellikle hayati alanlarda, mesela enerji alanında, ısınma ve barınma alanında devletin müdahale edip gerekli desteği sağlaması gerekiyor. Bunlar sağlanırsa krizin psikolojik bir korku veren yönü pek kalmaz. Yani, o asıl sorundur. Bunlar halloldu mu bizim milletimiz bunu çok çok rahat atlatır. İnşaAllah.
|
Kenthaber, 5 Mart 2009

Kuşadası Kaymakamlığı'nın yalnızca yoksullara hizmet vermesi amacıyla kurduğu ''Sosyal Market'' açıldı. Aydın Valisi Mustafa Malay, Kuşadası Çarşısı'ndaki ''Sosyal Market''in açılışına katılarak, tüm vatandaşların kullandıkları ve kullanmadıkları giysi ve eşyalarını markete bağışlamalarını istedi.
|
|
| |
| |
|
| |
896. Hastalara sağlanan kolaylık |
| Ne Demişti |
Ne Oldu |
American Public TV, 19 Aralık 2008
Adnan Oktar: Ama ayrıca hastanelerin ücretsiz olması, fakirlerin ücretsiz muayene olmaları ve parası olanların da çok düşük ücretle muayene olmalarının sağlanması gerekir. İlaç ücretlerinin son derece düşürülmesi, yine fakirlere ücretsiz ilaç dağıtılması gerekir. Bu ilaç sanayi ve hastanelerin de ve bu tedavi masraflarıyla ilgili çalışmaların da hepsinin kolay hale getirilmesi çok önemli. VE MÜMKÜNSE ÜCRETSİZ HALE GETİRİLMESİ VEYAHUT ÇOK ÇOK UCUZ HALE GETİRİLMESİ. Bunlar ana sorunları çözecektir. Ama bu asıl Mehdi zamanında tam anlamıyla çözüme kavuşacak ve Hz. İsa döneminde de iyice rahatlayacak bir yapıdır. O dönemde malın çok bollaşacağı, insanların ekonomik refah içine gireceği hadislerde belirtilmiştir. Hatta mal verileceğini insanlara, fakat onların utanıp geri vermek isteyeceği, fakat o kişilerden kabul edilmeyeceği belirtilir. Böyle güzel bir çağa da gireceğiz. Yani Mehdilik çağıdır bu. Yani Mehdi’nin zuhur çağıdır. Ona doğru gidiyoruz. İslam bütün yeryüzüne hakim olup yayılacak İnşaAllah. İsa’nın inişiyle de bu en mükemmel hale gelecek.
Hilal TV, 27 Aralık 2008
Adnan Oktar: Benim tavsiyem şunlar, bir kere ücretsiz hastaneler oluşturulması lazım. Kaliteli ve güzel hastaneler oluşması lazım. Halkın ücretsiz yiyecek alabileceği yerler oluşturulması lazım… Tabii şefkatle yaklaşılması gerekiyor, herkesin birbirine sevgiyle yaklaşması gerekiyor. Tevekkül çok önemli, Allah’a çok tevekkül etmek, hırs yapmamak, panik yapmamak çok önemli… Bunlar sağlanırsa krizin psikolojik bir korku veren yönü pek kalmaz.
|
Sabah Gazetesi, 7 Mart 2009

10 liraya istediğin ilde özel muayene
Emekli Sandığı, Bağ-Kur bir süre önce yeni oluşturulan SGK çatısı altında toplandı. SGK yani Sosyal Güvenlik Kurumu sağlık alanında pek çok yeni düzenleme getirdi.
|
|
| |
| |
|
| |
897. Özbek diyaneti Risale-i Nur'u inceleyecek |
| Ne Demişti |
Ne Oldu |
SAYIN ADNAN OKTAR’IN ESERLERİNDEN FAYDALANILARAK HAZIRLANAN İLAN
Bu ilan 5 Mart 2009 tarihinde Yeni Şafak ve Vakit gazetelerinde yayınlanmıştır.

Özbekistan Yönetimi, ateist Siyonistlerin ve masonların mazlum Müslümanlara yönelik oyunlarına gelmemeli, tüm vatandaşlarına karşı sevgi ve şefkat dolu bir yaklaşım içinde olmalıdır.
● Özbekistan Devleti'nde önemli kadroların ve yetkili makamların ateist Siyonistler ve masonlar tarafından tutulduğu bilinmektedir. Özbekistan Yönetimi içinde yerleşmiş olan bu çevreler, Sayın İslam Kerimov'u da çeşitli oyunlar ve yönlendirmelerle etki altına almaya çalışmaktadır. Oysa Sayın Kerimov tam bir Türk milliyetçisi ve Türk İslam Birliği savunucusudur. Kendisinin ateist Siyonistlerin ve masonların yönlendirmelerine karşı dikkatli olması, onların oyunlarına gelmemesi gerekir.
● Komünist rejimin baskısı ve acımasızlığı altında yıllarca ezilmiş olan Özbekistan'ın zenginliğinin, aydınlığının ve gelişmesinin en önemli yolu, Türk İslam Birliği'nin çatısı altında yer almaktır. Türk İslam Birliği, Özbekistan’ın çekinmesi, bu kutlu düşünceyi savunanları hapsederek bu uğurdaki girişimleri baskı altına almaya çalışması gereken bir düşünce değildir. Tam tersine, müreffeh olmak isteyen, huzur isteyen, barış isteyen, güvenlik isteyen bir Özbekistan için Türk İslam Birliği'nin şefkatli, sevgi dolu ve demokratik yapısı büyük bir nimettir.
● "Büyük Türk Devleti kurmayı savunmak" ve Bediüzzaman Said Nursi'nin eserlerini okumak suçlarıyla 2008 yılından bu yana yargılanan kişilerin 8-12 yıl hapis cezası aldığı Özbekistan'da, Türk İslam Birliği savunucularına karşı son derece yanlış bir politika izlendiği, mazlum ve masum insanların gereksiz yere baskı altına alındığı anlaşılmaktadır. Büyük Türk Devleti'nin yani Türk İslam Birliği'nin kurulmasının savunulması da Bediüzzaman Said Nursi'nin eserlerinin okunması da hiçbir şekilde suç unsuru içermeyen tutumlardır.
● Bediüzzaman Said Nursi geçtiğimiz yüzyılın müceddidi olan, İslam tarihinin en kıymetli, en güzel ahlaklı, en saygıdeğer alimlerinden biridir. Bediüzzaman'ın eserleri bir nur, sevgi, hoşgörü, merhamet ve şefkat kaynağıdır. Bediüzzaman Said Nursi'nin eserlerini okuyan ve bu mübarek şahsın üstün ahlakını kendisine örnek alan bir kimsenin herhangi bir ayrılıkçı, bölücü veya şiddet içeren düşünce içinde olması imkansızdır. Hayatının yaklaşık 30 yılını en ağır hapishane koşulları içerisinde geçiren, yaşamı boyunca birçok haksızlığa maruz kalan Bediüzzaman, yakınlarına ve talebelerine her zaman itidali, sevgiyi, affedici ve güzel huylu olmayı tavsiye etmiş bir insandır. Onun yolunu izleyenler de Devlet'e itaatli, kanunlara saygılı, dengeli, barışsever, ılımlı, sevecen ve hoşgörülü insanlardır.
● Özbekistan yönetiminin bu insanları kendince bir tehlike gibi görmesinin, yanlış bilgilendirme ve yönlendirmelerden kaynaklandığı açıktır. Özbek Yönetimi'nin ateist Siyonistlerin ve masonların, Özbekistan'ın güçlenmesini, gelişmesini ve ilerlemesini engellemek amacıyla oynadığı oyuna gelmemesi gerekir. Zira, Bediüzzaman Said Nursi'nin eserleri Özbekistan için bir tehdit unsuru değil, tam tersine birleştirici, huzuru sağlayıcı, Devlet'e bağlılığı güçlendirici eserlerdir. Özbek Yönetimi'nin bu gerçeği görmesi, Özbekistan'ın iyiliği için gayret eden, Özbek Devleti'ni ve halkını koruyup kollayan Nur Talebelerine karşı güzel bir tavır sergilemesi gerekmektedir.
● Özbek Yönetimi'nin Türk İslam Birliği düşüncesinden tedirgin olması da son derece yersiz ve gereksizdir. Türklük ve İslam ahlakı Özbek halkının ruhudur. Özbek halkının hemen hepsi Türk İslam Birliği'ni istemekte ve gönülden desteklemektedir. Bu birliğin tesis edilmesinin Özbek Devleti'nin menfaatine olduğu da açık bir gerçektir. Özbekistan için bir aydınlanma, zenginleşme, gelişme ve güçlenme vesilesi olduğu aşikar olmasına rağmen, Özbekistan'ın bu birlikten uzak tutulmaya çalışılması ateist Siyonistlerin ve masonların bir oyunudur. Özbek Yönetimi'nin bu oyuna gelmeyecek kadar ferasetli ve ileri görüşlü olduğunu düşünüyoruz.
● Türk İslam Birliği'nin kuruluşu her geçen gün daha da yaklaşmaktadır. Tüm Türk İslam dünyasının coşku ve heyecanla bu birliğin tesisi için gayret ettiği bir dönemde, asırlardır beklenen büyük beraberliğin oluşması yolunda, Bediüzzaman Said Nursi'nin eserlerini okuyan masum, mazlum insanlara karşı izlenen bu politikayla acilen düzeltilmesi gereken çok ciddi bir yanlış yapılmıştır. Bizim Özbek Yönetimi'nden beklentimiz Ahıska Türkleri de dahil olmak üzere Özbekistan'da yaşayan tüm Türklere, Müslümanlara ve halka karşı sevgi ve şafkat dolu bir yaklaşım içinde olması ve yapılan bu büyük hatanın bir an önce telafi edilmesidir.
Türk-İslam Birliği, bir sevgi birliğidir. Muhabbet birliğidir, gönül birliğidir. Bu birliğin temeli, sevgi, fedakarlık, yardımseverlik, merhamet, hoşgörü, anlayış ve uzlaşıdır. Ayrıca insana saygı, sanatta, bilimde ve teknolojide en yüksek noktaya ulaşmak birliğin hedefidir. Birliğin kurulmasıyla, sadece Türk toplumları ve Müslümanlar değil, tüm dünya aydınlığa kavuşacaktır.
Türk-İslam Birliği laik, modern, ilerici, demokrat bir birlik olacaktır. Bu birliğin laik yapısı inananan inanmayan, her düşünceden ve ideolojiden her insanın koruyucusu olacaktır. Laik ve demokratik esaslara dayanan ve hukukun üstünlüğü prensibini ilke edinmiş bu birliğin çatısı altında Müslümanlar, Yahudiler, Hıristiyanlar hatta Budistler, ateistler, inançsızlar, materyalistler kısaca herkes fikirlerini dilediği gibi ifade edebilecek, istediği gibi hür ve rahat yaşayacaktır.
Birlik olmak Türk-İslam dünyasına müthiş güç kazandıracaktır. Türk İslam Birliğinin kurulmasıyla, tüm dünya rahatlayacaktır. Terör sorunu son bulacak, hammadde kaynakları en verimli şekilde değerlendirilecek, bu kaynaklara sahip olanlar da kaynaklardan faydalanmak isteyenler de korunacak, ekonomik ve sosyal düzen korunacak, kültürel çatışma tamamen ortadan kalkacaktır.
Türk-İslam Birliği dünyaya barış getirecektir. Türk-İslam Birliği öncelikle Müslüman ülkeler arasındaki anlaşmazlıkları çözüp İslam dünyasına sulh getirecek, öte yandan dünya genelinde çatışma ve savaşı kışkırtan her türlü hareketin karşısında yer alacak, savaşı körükleyen her türlü girişime karşı engelleyici bir güç olacaktır.
Türk-İslam Birliği ticareti canlandıracak, ekonomiyi güçlendirecektir. Ekonomide, siyasi alanda ve kültürel sahada Müslüman ülkeler arasında gerçekleştirilecek bir bütünlük, geri kalmış olanların hızla ilerlemesine, gerekli imkana ve alt yapıya sahip olanların bunları en verimli şekilde kullanabilmelerine olanak tanıyacaktır.
Türk-İslam Birliği, Türk dünyasını ve Müslüman alemini kalkındıracaktır. Oluşturulacak İslam ortak pazarı sayesinde, bir ülkede üretilen ürünler, gümrük, kota gibi sınırsal engellere takılmadan bir diğer ülkede kolaylıkla pazarlanabilecektir. Ticaret alanı genişleyecek, tüm Müslüman ülkelerin pazar payı artacak, ihracat gelişecek, bu, Müslüman ülkelerdeki sanayileşme sürecini hızlandıracak, ekonomide sağlanacak kalkınma ile teknolojide de gelişme yaşanacaktır.
Cem Sedat Altan (Bilim Araştırma Vakfı Başkanı)
GLOBAL YAYINCILIK SİPARİŞ HATTI (0212) 444 444 1
|
Yeni Asya, 6 Mart 2009

İncelemenin, RİSÂLE-İ NUR ESERLERİ VE TALEBELERİ HAKKINDA MÜSBET GELİŞMELERE SEBEP OLACAĞI ÜMİT EDİLİYOR. Öte yandan Özbekistan’da baskı ve zulümlere maruz kalan bazı Nur talebelerine, Özbekistan medya organlarında kamuoyuna karşı, iddia edildiği gibi şiddet içeren bir mücadeleye girdiklerini itiraf etmeleri yönünde baskı yapıldığı, buna mukabil söz konusu Nur talebelerinin ısrarla Risale-i Nur okumaktan başka bir faaliyet ve gayelerinin olmadığı yönünde ifade vererek direndikleri haber veriliyor.
Özbekİstan’da Risâle-i Nur okudukları için tutuklanan ve işkence gören Nur Talebeleri ile ilgili baskılar devam ederken, yapılan müracaatlar neticesinde Özbekistan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Risâle-i Nur Külliyatı’nı incelemeye karar verdiği bildirildi. Risâle-i Nur eserlerinin daha evvelde Türkiye mahkemelerinde defalarca incelenip yüzlerce beraat verildiği hatırlatılırken, Özbekistan’daki inceleme sonucunda tutuklananlar adına olumlu bir karara varılması beklendiği belirtildi.
|
|
| |
| |
|
| |
898. Artık suni sınırlar olmamalı |
| Ne Demişti |
Ne Oldu |
MPL TV, Satranç Tahtası Programı, 19 Aralık 2008
Adnan Oktar: Türkistan niye ayrı olsun, İran niye ayrı olsun, Gürcistan, Ermenistan niye ayrı olsun. Bütün bu bölgenin ağabeysiyiz biz, dostuyuz. Hepsi bizim komşumuz, binlerce sene, yüzlerce sene iç içe yaşamışız biz, tamamen suni bir ayrılık var. SINIRLAR AÇILSIN, VİZELER KALKSIN, GÜRÜL GÜRÜL TİCARET YAPALIM, bağrımıza basalım onları, bir sevinç olsun, bayram olsun, bereket, bolluk böyle her yeri bir sarsın. Dünya da görsün bu kalleşliğin, egoistliğin, bencilliğin çirkinliğini görsünler, bize özensinler. Bu sevgi, Anadolu’daki bu sevgi ve dostluk anlayışı ve bu ahlakın mutlaka dünyaya yayılması gerekiyor.
Kral Karadeniz TV, 2 Ocak 2009
Adnan Oktar: Bizim milletimizin yediden yetmişe gönlünde yatan bir ülkü vardır. Çocukluğumuzdan beri biz bunu biliriz Türk İslam Birliği. Biz Osmanlı’nın evlatlarıyız. Onların torunlarıyız. Biz dedemizden ne gördüysek bunu yapacağız. Bu Türk İslam Birliği’nin oluşması için şu an şartlar tam anlamıyla oluştu. Tam anlamıyla var. TÜRK İSLAM BİRLİĞI OLUŞTUĞUNDA, SINIRLAR AÇILDIĞINDA, Irak, Suriye, Azerbaycan, Türkistan, Tacikistan, Kazakistan, Ermenistan, Gürcistan...
|
Ankahaber, 5 Mart 2009

Erdoğan törende yaptığı konuşmada, `ARTIK BU SANAL KAPI, ADETA SADECE BİR FORMALİTE KAPISI HALİNE GELMELİ ve buradan rahatlıkla geçişler yapılabilmelidir."
Gürcistan Cumhurbaşkanı Mihail Sakaşvili, `BU SINIR KAPISI HİÇBİR VATANDAŞIN VARLIGINI FARK ETMEYECEĞI BİR SINIR KAPISI OLACAK, Fransa ve İsviçre arasındaki sınır kapısı gibi` dedi. Sakaşvili, Erdoğan`a `sevgili kardeşim` diye hitap ederek, Başbakan Erdoğan ile beraber tüccarların yaşadıkları sıkıntılarını gördüklerini VE ARTIK SUNİ SINIRLAR OLMAMASI YÖNÜNDE FİKİR BİRLİĞİNE VARDIKLARINI SÖYLEDİ. Sakaşvili, artık çok fazla sayıda malın dolaşımının hiçbir engele takılmadan gerçekleştiğini belirtti.
Saakaşvili, bir bölümünü Türkçe yaptığı konuşmasında ''BUGÜN GÜNEŞ BİZİ VE SINIRIMIZI AYDINLATTI, KAPILARIMIZ ARASINDA BİR SINIR YOKTUR'' dedi.
|
|
| |
| |
|
| |
899. Devletle 13,5 milyar TL'lık barış |
| Ne Demişti |
Ne Oldu |
Patronlar Dünyası, 13 Ekim 2008
Adnan Oktar: Yani bol etrafa dağıtılırsa, insanlara bol bol imkan verilirse, PARA KISILMAZSA, BİR YERE DEPO EDİLMEZSE, PARA SÜREKLİ HAREKETLENDİRİLİRSE, bu döner dolaşır dört misli zengin eder o kişiyi. Kuran buna işaret ediyor zaten. Yani fakirlik korkusuyla parayı tutmanın yanlışlığını Kuran anlatır. Sık sık anlatır Allah.
Kaçkar TV, 4 Aralık 2008
Adnan Oktar: Bir de yurt dışından para getirecek kardeşlerimize paranın gelmesini iyice kolaylaştırmamız gerekiyor. Hatta yüzde bir belki bir vergi alınıp, yüzde bire kadar düşürülüp, hiçbir işlem yapılmadan adeta KOLAYCA YURT İÇİNE PARANIN GİRMESİNİ SAĞLAMAK gerekir diye düşünüyorum.
|
Sabah Gazetesi, 4 Mart 2009

Hükümetin yurtdışındaki servetleri Türkiye'ye çekme ve yastıkaltı birikimleri ekonomiye kazandırma planı meyvelerini verdi. Maliye'nin mükellefe uzattığı barış eli karşılıksız kalmadı. 2004'te, Vergi Barışı Yasası ile birikmiş borçlara kısmi af getirerek işe başlayan hükümet, 5 yıl aradan sonra bu kez kayıt dışı servetleri kayda alma operasyonunda amacına ulaştı. Vergi dairelerine yapılan bildirimlere göre yastıkaltından ve gurbetten çıkan varlık tutarı 13.5 milyar TL'yi aştı. Bankalardan gelecek güncel kayıtlarla bu tutarın 16-17 milyar TL'yi bulması bekleniyor.
|
|
| |
| |
|
| |
900. TRT 6' da kültür programları din ahlakı ağırlıklı |
| Ne Demişti |
Ne Oldu |
Kral Karadeniz TV, 30 Ocak 2009
Muhabir: Siz bu karşı propagandayı aslında kurumlarınızla çok iyi yapabilirsiniz. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde böyle bir çalışma düşündünüz mü?
Adnan Oktar: Bunu devletten hep talep ediyoruz, ama bunun için bizim televizyona ihtiyacımız var. Mesela, TRT’nin yayınlarında çalışma yapmamız gerekiyor. Oradan halka hitap etmemiz gerekiyor. Anti-Darwinist, anti-Marksist, anti-terörist bir çalışma gerekiyor. YANİ SEVGİYİ, ŞEFKATİ, MERHAMETİ, DOSTLUĞU, KARDEŞLİĞİ ONLARA ANLATMAMIZ GEREKİYOR. Veya radyo kanalı ile olması gerekiyor. Basın zaten olmaz oraya basın ulaşamıyor, zaten yırtar atarlar, gazete sokmazlar. Kitap da sokamazsın. Ama televizyon ve radyoyu durduramazlar.
Adnan Oktar: Cahil halka Stalinist, Marksist izahlar Anadolu’da, Güneydoğu Anadolu bölgemizde yoğun olarak yapılıyor. Yani bir komünist propaganda var. Buna karşı anti-komünist, anti-darwinist, anti-materyalist propaganda yok… Özellikle şu 6. kanal, TRT 6'DA BU ÇALIŞMA ÇOK MÜKEMMEL YAPILABİLİR. Ben geçen günler baktım, şarkılı türkülü programlar var. İnsanlar el çırparak eğleniyorlar. Yani bununla biz Güneydoğu’da etkili olamayız. Yani ben insanların niye şarkı dinliyorlar şeklinde bir düşüncem yok, ne yaptıklarına karşı bir müdahalem yok, bir şey demiyorum, ama yani eğer bu şekilde kalacaksa bu olmaz. Yani bu çok yazık olur bu. Bu imkanı kullanmamız lazım.
|
Hürriyet Gazetesi, 4 Mart 2009


2 Mart pazartesi akşamı ekrana gelen Jiyana Civakî (Toplumsal Hayat) isimli sadece sunucu ve konuğun yer aldığı programda, 'iyi ahlak', 'kul hakkı yememe', 'dürüstlük' konusunda 'sohbet' ağırlıklı sohbet yer aldı. Weşanxane (Yayınevi) adlı 'Kültür' programının aynı gün yer alan bölümünde ağırlıklı olarak bir yayınevi ve bu bunun yayınları tanıtıldı. Yayınevi ile aynı ismi taşıyan derginin sık ekrana getirildiği, geri planda 'Türklük ve Kürtlük' adlı kitap kapağının net görülebileceği biçimde yerleştirildiği yayınevinde yapılan çekimlerde tanıtılan kitaplar arasında şunlar vardı:
'İslam Düşüncesinin Soykütüğü',
Atasoy Müftüoğlu'nun 'Nostaljik Hatıralar',
Abdulvahhap el Messiri'in 'Mecazi Tasvirler ve İdrak Maddeleri',
Adnan İnanç'ın 'İslam Düşüncesinde Farklı okuma Biçimlerine Yaklaşımlar',
Mehmet Hayri Kırbaşoğlu'nun 'Mezhepçilik İşgalcilerin Ekmeğine Yağ Sürmek Demektir',
Turan Kışlalı'nın 'Şii Sünni Meselelerine Dair',
Abdulcelil Candan'ın 'Rabbanilik ve Bağnazlık İkileminde Selefiye Düşünce',
Orhan Atalay'ın 'Maturidijilik',
İbn Teymiyye'nin 'İslam Düşüncesinde Yöntem',
Abdulaziz Tantik'in 'İslam Düşüncesi ve Gelişim Çizgisi'.
|
|
| |
| |
|
|
|
| |
 |
|